Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck


Fareler ve İnsanlarFareler ve İnsanlar


Fareler ve İnsanlar’dan…


George’un eli emredici bir tavırla uzanmıştı. Sahibinin attığı topu getirmek istemeyen bir köpek benzer biçimde, Lennie yaklaştı, geriledi, yine yaklaştı. George parmaklarını şıklattı, bu gürültü üstüne Lennie, fareyi onun eline verdi.


“Kötü bir şey yapmıyordum ki, George. Okşuyordum mütevazı.”


Gcorge kalktı, fareyi karanlık fundalıklarda kabil olmasıyla birlikte uzağa fırlattı, sonrasında suya yaklaşarak ellerini kaldırdı:


“Koca dangalak! Fareyi almak için dereyi geçerken ayaklarını ıslattığını görmeyecek miyiz sandın?”


Lennie’nin mırıldandığını işitti, sert bir tavırla döndü:


“Şuna bak be, aygır kadar herif, oturmuş çocuk benzer biçimde viyaklıyor!”


Lennie ağacın arkasına geçti, bir kucak dal ve kuru yaprak getirdi. Bu tarz şeyleri eski kül yığınının üzerine attı, daha toplamaya gitti. Ortalık artık iyice kararmıştı. Suyun üstünde kumruların kanat sesleri duyuldu. George, odun yığınına yaklaşarak kuru yaprakları tutuşturdu. Alev, çırpılar içinde çıtırdayarak genişledi. George dengini açtı, içinden üç kutu fasulye konservesini çıkardı. Bu tarz şeyleri ateşin yanında, fakat alevlere değmeyecek şekilde dikine oturttu.


George:


“Dört kişiye kafi gelecek kadar fasulye var bu kutularda,” dedi.


Lennie ateşin diğer yanında onu gözetliyordu. Mütevekkil bir tavırla:


“Ben fasulyeyi, domates salçasıyla severdim,” dedi.


George kızdı:


“Salçamız yok,” dedi; “hep esasen olmayan şeyleri ister senin canın. Ah, bir yalnız olsaydım, ne rahat yaşardım! Bir iş bulup çalışırdım. Hiçbir bela gelmezdi başıma. Hiçbir güçlük çekmezdim, ay sonunda elli papelimi alıp, şehirde keyfimce yaşamaya giderdim. Hatta canım isterse tüm geceyi kerhanede geçirirdim. Handa mı olur, başka yerde mi, canım nerde isterse orada yerdim yemeğimi, keyfimin istediğini ısmarlardım. Oh, keka! Hem de her ay yapabilirdim bunu. Bir binlik viski alır, veya gidip kahvede kağıt oynardım, ya da bilardo partisi yapardım.”


Lennie diz çöktü, ateşin üstünde George’un öfkelenişini seyretti. Korkudan yüzü büzülmüştü.


George kızgın kızgın devam etti:


“Ya şimdi ne yapıyorum? Seni sürüklüyorum peşimden! Sen bir işte tutunamazsın, hangi işe girsem, kaybettirirsin yerimi bana. İşin gücün yok, dört bir tarafa sürtüyorsun beni. Bu kadarla kalsa…


LİNK





Sponsor:

Yorum Gönder

0 Yorumlar